Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

GEZİLECEK YERLER

Antalya'nın en eski köylerinden biri olan Ahmetler'ide kültür ve doğa severlerin gezip görebileceği çok güzel yerler var. Ahmetler hem zengin bir coğrafyaya hem de zengin bir sosyal kültüre sahip özgün bir Yörük Türkmen köyüdür.

Büyük bir ekolojik turizm potansiyeli olan Ahmetler'i iyi tanıtırsak köyümüzü ziyaret edecek misafir sayısını hızla artırabiliriz.Bu konuda Ali Varol'un daha önce sitemizde yayımlanan yazısını burada paylaşarak Ahmetler'in gezilip görülecek yerlerini daha yakından tanıtmak istedik.

Ali VArol'a bu çalışması için teşekkür ediyoruz.

***

AHMETLER’İN GÖRÜLMEYE DEĞER YERLERİ

Ali VAROL

Ahmetler’de doğup büyüyenler, Ahmetler’de yaşayanlar Ahmetler’i tanır. Ama Ahmetler’den çıkıp yurdun dört bir yanına, hatta dünyanın dört bir yanına dağılmış Ahmetler kökenli kardeşlerimizin, gençlerimizin çocukları Ahmetler’i tanıyor mu?

Ahmetler dışında bizi tanıyan arkadaşlarımıza köyümüzü tanıtmak istesek nelerden söz etmek gerekirdi? Nereleri görmesini isterdik? Neleri bilmesinin isterdik?

Bu gün Ahmetler deyince ne gelir aklımıza?

Dünden kalan ne var aklımızda, anılarımızda Ahmetler ile ilgili?

Ahmetler ile ilgili yakın geçmişte gözlemlerini yazan ilk yabancı ünlü mağaracı Franz Lindenmayr’ın gözlemleri, düşünceleri nelerdir?

“Ahmetler.Net” sitesinde Ahmetler ile ilgili bir hayli yazı ve resim yayınlandı ve köyümüz tanıtıldı. Ben burada köyümüzün görülmeye değer yerlerini resimlerle destekleyerek anlatmaya çalışacağım. Eksiklerimiz, kusurlarımız olursa affola. Uyarılarınız olursa eksilerimizi tamamlar; yanlışlarımızı düzeltiriz.

İşte Ahmetler:

Manavgat  - Akseki yolundan Akseki’ye doğru giderken Taşkesiği köyünden yukarıda tepeye çıkalım. Yol tepenin kuzey yanından geçerken karşıya Güğlen dağından tarafa bir bakalım. Karşı yamaçta uzanıp giden beyaz bir çizgi halinde bir yol vardır. Yolun yukarısında da tek – tük evler görünür. Orası Ahmetler’dir işte. (Oradan Ahmetler’e bakmak için tıklayın)

Yolumuza devam edip inişli çıkışlı birkaç tepe geçelim ve tepeyi aşalım. Aşağı inince sola bir yol sapar. Buraya da Akyol deriz. Çünkü tepelerin arasından süzülüp giden bu yol, asfalt olmadan önce ağaçların Bu yol bizi Ahmetler’e götürür.

Ahmetler yolu hakkında yabancı mağaracı Franz Lindenmayr’ın görüşleri şöyle:

“Ahmetler yolu, Manavgat haritalarında düz bir çizgi şeklinde gösterilir. Bu kocaman bir kuyruklu yalan. Köy yolunda iniş yokuşlar ve keskin dönemeçler vardır. Gelen giden az olduğu için olsa gerek yolun tamamına yakını tek bir arabanın gidebileceği kadar dar. Geniş olan yerleri de var. Yol boyunca yolun iki tarafında duvar gibi kayalıklardan oluşan kanyonun seyrine doyum olmaz. Karşı kayalıklarda çok sayıdaki koyu lekeler halinde görünen inler ve mağara ağızları da görülmeye değer. Bir de yol ayırımındaki levhanın varlığı yokluğu belli değil. Hatta ben köye giderken görmemiştim, dönüşte farkına vardım.”

 

Şimdi köyümüzün görülmeye değer yerlerini tanıyalım:

 

KÖPRÜ AYAĞI

Akyol’dan kuzeye sapıp Ahmetler yoluna giriyoruz. Aşağı ırmağa inince bizi beton köprü ve Karpuz Çayı karşılar. Köprünün az yukarısında ünlü Ahmetler Kanyonu başlar. Buraya köprü ayağı denir. Köprü ayağı çocukların yüzme öğrendiği, ulu çınar ağaçlarının gölgelediği bir dinlenme, eğlenme ve piknik yeridir. Eskiden Ahmetlerli çocukların yüzmeye geldiği, balık tuttuğu, balıkları közde kebap yaptığı çok ziyaret edilen bir yerdi.

Köprü Ayağı denmesinin nedeni, aşağıdaki beton köprü daha yokken kış mevsiminde ırmak taşınca köprü, buradaki doğal kayaların üzerine kurulurdu. Yani köprünün ayakları orada hazırdı. Bu kayalar üzerine yeteri kadar uzun olan iki ya da üç çam ağacı uzatılır, ağaçların üzerine de yassı taşlar döşenerek köprü tamamlanırdı. Bu taşlar üzerinden insanlar, keçiler, koyunlar bir cambaz gibi aşağıdaki köpüklü sulara bakarak geçerdi. Büyükbaş hayvanlar ırmaktan suyun içinden geçmek zorundaydı. Sular çok taşkın olunca geçemezler suların çekilmesi beklenirdi.

Ve bu köprüleri arada bir büyük taşkınlar alır gider, köprü daha eskimeden yenilenmesi gerekirdi.

Köprüyü geçip Koramşa’ya doğru yürüyünce yolun sağında, solunda zeytinlikler, bağlar, bahçeler sıralanmaktadır. Üzüm bağları genel olarak erken üzümlerinden oluşmakta ve üzümleri turfanda olarak pazarlanmaktadır.

 

KORAMŞA (HURREMŞAH)

Koramşa, makilerle örtülü Ketir dediğimiz kayalık yamaçların eteğinde, kuzey rüzgarlarına kapalı güzel bir hayvan kışlatma bölgesidir. Yol üzerinde olması onun bu değerini artırmaktadır.

Koramşa’da besicilik yapan köylülerimiz var. Daha doğrusu kışın burada  Döllük denene yerde kışlatırlar davarlarını; yazın da yaylaya göçerler.

Döllük sahibi hayvancılıkla uğraşan ve bağ bahçe sahibi köylülerimiz buraya kışlık ev yapmaktadırlar. Su ihtiyaçları yol boyunca demir borularla köy civarından getirilmiştir. Evlere elektrik alma konusu da gündemdedir.

Döllüklerin az yukarısında mermer–taş ocağı da açılmış ama sonradan ocağın işletilmesinden vazgeçilmiştir.

Taş ocağını geçince Cipcikli denilen yere geliriz. Burada bir çeşme ve dinlenme yeri vardır. Çeşmeniz az yukarısında yol kenarında köylülerin pekmezde kullandıkları ve Aktoprak denen yerdeki toprak ocağını da görmek mümkün.

 

AKYALI VE AHMETLER KANYONU

Ahmetler Kanyonu denince Karpuz Çayı üzerinde bulunan Köprü Ayağı ile eski köy değirmeni arasında oluşmuş yüksek ve dik kayalıklar bilinir. Ancak Köy deresinin Akyalı ve İnaltı bölümlerinde bulunan dik ve yüksek kayalıklar da bir kanyon görünümündedir.

Cipcikli çeşmesinin 100 m. ilerisinde Akyalı bulunur. Akyalı’da yol, büyük kaya kütleleri tünel gibi oyularak geçirilmiş. Yolun yukarısı uçurum, aşağısı uçurum. Hem de duvar gibi dik. Aynı dik uçurum karşıda da olunca burası duvar gibi dik bir kanyon oluşturuyor. Dik kayalar üzerindeki in ve mağaralar görüntüyü daha da heybetli ve ilginç hale getirmektedir. Buradan geçen yabancılardan bazıları geçerken korktuklarını söylerler. Buranın başka bir özelliği de yaz sıcaklarında buradan gece de gündüz de serin bir meltem eser, insanı serinletir.

Uçurumun aşağısı köyden gelen derenin devamıdır. Yazın kurur. Akyalı’nın batı karşısında Delik Kaya Başı bulunur. Kanyon’un bu yakasında uçurumların üzerinde irili ufaklı birçok mağara ve in bulunur. Bu inlerin ayakla gelinen bazılarında eskiden kışları yağmurlarda davar sürüleri barınırdı. Ayakla gelinemeyen inlerde ise kartallar yuva yapardı. Eskiden buralarda çok kartal vardı. “En kaliteli düdük (flüt) kartal ayağından yapılır“ diye söylenirdi. Kartal teleklerinden de divit yapılır mürekkeple yazı yazılırdı. Kartallar, kurtların, çakalların yediği davarların geri kalan leşlerini temizlerdi, Bazen yeni doğmuş emlikleri (taze oğlak, kuzu) de alıp havalanırlardı. Onun için çobanlar kuzlacı keçileri, koyunları kartallara karşı da kollamak zorundaydı.

Akyalı’dan yukarıya doğru dere boyunca bazen vadi, bazen kanyon şeklinde köy hizasına kadar uzanır. İnaltı’ndaki yüksek kayalıklarda da gene inler mağaralar yani eski kartal yuvaları sıralanmıştır Bunlardan Taşharman’daki çeşmeyi geçince İnaltı’na girerken yolun üstünde görünen Delikli İn’in üç kapısı vardır. Bu inde de eskiden kışları çebiç sürüleri barınırdı.

Dere boyu yazın dere suyundan sulanan sebze ve meyve bahçelerini geçip orman yolundan ayrılıp köy yoluna sapalım. Köy yol sapağının hemen aşağısında Köyöğön (Köy önü) köprüsü ve köprünün az aşağısında Gannıgöbet (Kanlı gölet) bulunur. Köyümüzün yüzme öğrenen ilk çocukları yüzmeyi Gannıgöbet’te öğrenmişti.

Köy meydanına çıkınca eski taş yapı çeşme, köy odası, köy cami bizi karşılar. Köy meydanında köyün her mahallesine yol ayrılır. Mahalleler: İnbaşı, Ketirbaşı, Kızılin Üstü, Merkez.

 

AHMETLER MAĞARASI

 

İn başında, in, yani Ahmetler mağarası bulunur. Mağara hakkındaki mağaracı Franz Lindenmayr’ın görüşleri şöyle.

“Mağara oldukça geniş ve her taraf damlamalar sonucu oluşan sarkıt ve dikitlerle doluydu. Etraftaki kalıntılardan döküntülerden anlaşılıyordu ki sarkıt ve dikitlerin taşınabilen kısımları kırılıp götürülmüş. Bir de başınızı kaldırıp yukarı bakarsanız sağa sola uçuşan çok sayıda yarasayı görebilirsiniz.”

Kaynak:

http://www.lochstein.de/hoehlen/tuerkei/ahmetler/ahmetler.htm

Resimlerden birinin altındaki açıklama:

Resimde mağara içindeki bazı ilginç sarkıt ve dikitler yanında geleneksel aydınlatma aracı ile mağarayı gezen bir mağara meraklısı da görülmektedir. Bu geleneksel aydınlatma aracı yerini artık cep fenerlerine ya da ışıldaklara bırakmaktadır.

 

HEBİLBEY KÖYÜ

"Sana derim sana Anavarza Kalesi Sana konup göçenlerin nic’oldu" Dadaloğlu

Ahmetler Köyü’nün takriben 3 km batısında bir ören yeri var. Bir zamanlar çok görkemli bir yerleşim yeri olduğu kalıntılarından belli. Çocukluğumda gördüğüm yüksek duvarlar kaçak define arayıcıları tarafından yıkılmış. Ören yerinin girişinde kitabeler vardı. Eski roma yazısıyla taşlara oyulmuş yazılar vardı. Şimdi yerinde yeller esiyor.

Kale batı tarafı uçurumlarla çevrilmiş olan dikdörtgen biçiminde bir tepe üzerine kurulmuş. Kalenin batı tarafı yüksek kayalıklarla çevrilmiş, diğer kenarları kalın surlarla. Bu hâlâ kalıntıları olan kalın duvarlardan anlaşılmaktadır. Kalenin su ihyacı olasılıkla 5 km uzakta bulunan Çevlik denilen yerdeki suyun kanallarla şehre getirilmesiyle karşılanmıştır. Ancak bir kuşatma durumunda su kale içindeki sarnıçlardan karşılanmış olsa gerek. Kale içinde kayalardan oyulmuş çok miktarda daire ve kare şeklinde çukurlar var. Kale kireç taşından oluşmuş büyük kaya kitleleri üzerine kurulmuş. Bu büyük kaya kitlelerinin kimisine sarnıçlar oyulmuş. Kimisi kare şeklinde bütün kayalardan oluşan şimdiki oturduğumuz odalara benzeyen mekânlar…

Düşünün: 3 - 4 metre kenarı olan iki ya da üç kenarı kaya içine oyulmuş odalar… Bu odalar acaba barınak olarak mı kullanıldı yoksa onlar da sarnıç mıydı? Bu taş içine oyulmuş oda duvarlarının kenarlarında meyilli bir şekilde oyulmuş kanallar bulunuyor. Bu kanallar acaba yağmur sularını sarnıçlara taşımak için mi oyulmuştu, yoksa başka bir işlevi mi vardı? Sonra bu odalar önünde basamak basamak kaya içine oyulmuş merdivenler… Daha buna benzer bir sürü soru… Hebilbey kapalı bir kutu. Bu Hebilbey adı nerden geliyor. Kale Bizanslılardan mı kalmış yoksa Romalılardan mı?

Ören yerleri ile ilgilenen yetkililerimizin buradan haberi olmadığını sanıyorum. Benin çocukluğumda var olan bazı kitabeler ve taşlara oyulmuş yazılar şimdi yok. Benim çocukluğumda buradan taşınan taşlarla köy çeşmelerinin duvarları yapılmıştı. Kaçak define arayıcıları neler götürdü kimse bilmiyor. Bu ata mirası ören yeri yakında kaybolursa şaşmayalım. Köylülerimizin de yetkililerimizin de kaybolunca yerine gelmeyecek olan bu ulusal servetimize sahip çıkması gerekmektedir.

Ahmetler.net sitesinde Hebilbey ile ilgili olara;

1-  M. Koç’un yazısı ile

2- Mehmet Arslan’ın albümü de ilginçtir.

http://www.ahmetler.net/index.php?option=com_content&view=article&id=238:hebilbey-koyu&catid=19:mkoc&Itemid=77

https://picasaweb.google.com/ahmetlerfoto/MehmetArslanNHebilbeyKoyuAlbumu#

 

ÇEVLİK

Çevlik, Ahmetler Kanyonu’nun tabanındaki akarsuya erişmek için bir kapı gibidir. Adından da anlaşılacağı üzere geniş bir alanın kenarları kayalarla, uçurumlarla çevrilmiş, bu alana girilebilecek bir kapı var. O da ortası delinmiş bir kayadan geçiyor.

Eskiden Pantır Emmi davar sürüsünü kışın Çevlik’e sürer, kapısını da pekitir, köye evine çıkar gelirdi. Sonraları üç-beş davarı olanlar da güdemeyecekleri davarları Çevlik’e sürüverir, uzun süre bakmazdı. Bir sene adam görmeyen davarlar bazen yabanileşir, insan görünce kaçar, yakalamakta zorluk çekilirdi.

Bazı yıllar turizm şirketleri Çevlik ve Köprü Ayağı arasında tırmanma ve yürüyüş turları düzenlemektedir. Tehlikeli ve zor yerler uygun ipler bağlanarak güvenlik içinde bu yüksek uçurumların arasından geçip gitmek çok keyifli ve heyecanlı olsa gerek.

Çevlik’teki tırmanma gezileri ile ilgili Ahmetler.net sitesinde Köyümüz – doğal güzellikler bölümünde ayrıca bir yazı bulunmaktadır.

http://www.ahmetler.net/index.php?option=com_content&view=article&id=180:ahmetler-kanyonu&catid=23:dogal-zenginlikler&Itemid=13

 

PİKNİK YERLERİ

 

Dallı Biladan

Soğuk Suyun Gözü

Eski Değirmen

Atlamba

Gücük Burnu

Güğlen’in Başı (Tepesi)

Bu bölümlerden yazılmayanlar zaman içinde resimler buldukça eklenecektir. (Göç yolda düzelirmiş.)

Bu yazı resimli olarak (66 adet resim) http://manavgatliarici.blogspot.com/ blog sitesinde yayınlanmıştır. Resimlerin altında resimlerle ilgili açıklamalar da bulunmaktadır. Resimlerin bazılarını adları:

Balıklağa’dan Ahmetler yolunun görünüşü

Akyol’daki levha,

Koramşadaki çeşmeler. Bağlar, zeytinlikler

Koramşadaki besi damları

Akyalı (mağarıcıdan)

Kartal yuvası inler

Koyakaltı dönemeçleri

İnatlındaki delikli in

Gannıgöbet

Köyöğön Köprüsü

Köy meydanı

Tipik köy evleri

Köy okulu

Köy camileri - eski ve yeni camiler

Ahmetler Mağarasından görüntüler

http://www.lochstein.de/hoehlen/tuerkei/ahmetler/ahmetler.htm

Çevlik ve Karpuz Kanyonundan görüntüler

Gözetbaşı


***

NOT:

Ayrıca sitemiz yazarı da olan Ali Varol'un kendi blog sayfasında yayımladığı yazıda da Ahmetler'in görülecek yerleri derli toplu anlatılmış. Bunun için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

http://manavgatliarici.blogspot.com/search/label/Ahmetler%20K%C3%B6y%C3%BChttp://manavgatliarici.blogspot.com/search/label/Ahmetler%20K%C3%B6y%C3%BC