Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

Kuzukulağı

Mehmet ARSLAN 04 Nisan 2021 Diğer Yazıları 25 -A+

KUZUKULAĞI

Ahmetler’in taşı toprağı…

Mehmet KOCAAKÇA

Henüz ilkokul çağlarındayım… Bizim evin kapısına gelip annem ve babama;

“Kuzukulağı toplamaya gideceğim” diyen amcamın kızı Ayşe’yi şaşkınlıkla dinlendim. Benim bildiğim kuzu kulağı başka bir şeydi. Bildiğim bizim kuzuların kulağı toplanmaz ama bizim Yörük çobanları kuzu kulaklarını henüz o yaşlarda bilmediğim nedenlerden dolayı bir kertik atarlardı. Ahmetler’de buna “eneme” derlerdi.

Amcamın kızı Ayşe ablam; bilinen adıya Kara Ayşe, belinde ekmek azığı katılmış peştamalını beline dolamış, gülen yüzüyle yola koyuldu sabahın ilk ışıklarında. Ben Ayşe ablamın ardından bir süre düşünmeye başladım, nedir bu kuzukulağı diye. Çocuksu dünyamda kendimce hayal etmeye çalışırken birden yanımdaki anneme;

“Ana be, kuzukulağı da ne?” dedim.

Annem;

“Kuzum, yaban mantarı o…” deyince yine soruyu peşin sordum:

“Nasıl bir şey ana bu mantar?”

Annem baktı ki sorunun ardından soru gelecek:

“Oğlum dağda yetişen mantar var ya, o gibi ama bu az sivri; düz değil, pütürlü. Ayşe ablan akşamüstü gelince görürsün.”

Ben yavaşça artık sorulara devam etmekten vazgeçtim; arkadaşlarımla oyuna daldım. Güneş batıp giderken eve geldim bizim tahta çardağa yorgun argın uzandım. Aklımda günün yorgunluğu vardı ki annem seslendi:

“Mehmet, oğlum Ayşe ablan geldi, gel.”

Bütün günün yorgunluğunu unutup birden fırladım ve evin ön tarafındaki küçük çardağa kendimi attım. Ayşe ablam siyah bezden dikilmiş çantasına kuzukulağı toplamış evin önünde annemin de demesiyle beni bekliyordu.

“Amcaoğlu bak, kuzukulağı çantada.”

Heyecanla indim evin önüne, Ayşe ablam açtı çantayı; kuzukulakları altın sarısı gibi parlıyordu. Gerçekten de değişikti; pütürlü ama dokununca sanki pamuk gibiydi. Ayşe ablam birkaç tanesini elime tutuşturdu:

“Amcaoğlu al bunları, annen pişiriversin sana.” deyip kendi evlerine doğru yürüdü gitti. Bense sevinerek yeni bir şey keşfetmenin mutluluğu ile eve çıktım. Sabah yine erken saatlerde annem;

“Haydi oğlum, Hatıl Yandığı’na gidelim” dedi.

Ben Anneme;

“Kuzukulağı da toplayacak mıyız ana?” diye sordum. Annem;

“Oğlum nasipse toplarız.” dedi.

Sevinerek annemle yola çıktım. Kuzukulağının dere ve su yataklarına yakın yerlerde, yangın çıkan alanlarda daha çok çıktığını, yaylada daha büyükçe yetiştiğini annemden öğrendim. İlkbaharda nisan, mayıs aylarında doğanın kendi özünde yetişiyor. Ben hemen her yer de bulacağımı sanırken annem bana;

“Oğlum kuzukulağına bakarsın görmezsin ayağınla üstünden geçer yine görmezsin; bu herkese denk gelmez.” dedi.

O gün annemle ikimiz, Hatıl Yandığı denen yere giderken bulabildiğimiz kuzukulağını kadar topladık. Her kuzukulağı buluşumuzda benim sevincim daha da büyüdü. Altın sarısı bu büyülü mantar benim çocuk günlerimde ve yaşadığım süreçte her görüşümde içimi güneş gibi ısıttı.

Topladığımız bu kuzukulaklarıyla ertesi gün bakkal Kara Mehmet’ten naylon futbol topu aldım; cebime de harçlıkta kaldı. Bakkalda kuzukulağının ipe dizilerek kurutulduğunu gördüm, daha sonra da Manavgat’ta satıldığını öğrendim.

Çam ağaçlarının dibinde yamaçlarda kuzukulağını bulmak bana hazine katıyordu her an. Küçük Burnu, Oğlan Öldüğü, Hatıl Yandığı, Bilavgat, Gülen Dağı ve köyün birçok bölgesinde bizim insanların kuzukulağının köylüler tarafından toplanıp bakkal Kara Mehmet (Pepe) ve Demirci Hacıya kilo ile satılıyordu. Sattıkları kuzukulağının parasıyla bakkaldan evin ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.

Uyanık geçinen gençlerin kuzukulağının içerisine küçük çakıl taşları yerleştirip daha fazla kilo tutsun diye Bakkal Kara Mehmet’e sattıklarını da biliyorum. Daha çok kadınlar ve gençler topluyordu kuzukulağını. Bu kuzukulakları ilaç yapımında kullanılıyormuş. Demek ki doğanın verdiği zenginlik, bize ilaç olarak bize geri dönüyordu.

Bilimsel olarak ne gibi faydaları var bilmiyorum. Sadece kuzukulağının yemeğini yaptıklarını biliyordum; yıllar sonra da kömürde et gibi kızartılıp yendiğini de öğrendim. Bu müthiş altın sarısı lezzetin tadına varmanızı isterim.

Kışın köye her gidişimde dağlara çıkıp çocukluğumda tanıştığım bu güzel altın sarısı kuzukulağını toplamak isterim; ama dünya işlerinden vakit bulup bu güzel düşümü gerçekleştiremiyorum. İçimde yanar özlem ateşleri gibi. Ahmetler topraklarında var olmasını ve yetişmesini bilmek bile bana mutluluk veriyor. Başka bir adı varsa da çok da sorun değil benim için altın sarısı kuzukulağı.

Doğal besin kuzukulağını herkese tavsiye ederim.

 

Yorumlar