Üye Girişi Yeni Üye Kaydı

Tevfik Dayının Ardından

Ali VAROL 04 Nisan 2021 Diğer Yazıları 20 -A+

TEVFİK DAYININ ARDINDAN

(Bu yazıyı, köyümüzün ileri gelenlerinden Tevfik Güzel’in vefatından sonra yayınlamıştık. Onu unutmadık, rahmetle anmak için yeniden yayımlıyoruz.)

Son yıllarda Tevfik Dayı yaz aylarında köyde dururdu. Ben de köyde olurdum. Benim köyde en çok yardımlaştığım insanlardan biriydi. Evinin önündeki cıbaya sebze ekerdi. Cıbadaki elma ve şeftali ağaçlarının budanması, ilaçlanması da ona aitti. Köyöğöndeki meyve bahçesiyle ilgilenir; Serkendeki bağ işlerini yapmak için de çaba gösterirdi.

Boş zamanı yoktu. Ama kendini iş içinde boğmazdı da. Ölçülü bir çalışma, ölçülü bir dinlenme onun yaşam biçimiydi. Rahatsızlığı başladıktan sonra dinlenme ve sağlık kontrollerine daha fazla zaman ayırır olmuştu.

Herkesle arası iyiydi ama yakınlarıyla, akrabalarıyla ilgilenmeyi, yardımlaşmayı severdi. Yeğenlerinin seze meyve fidanı eksiklerini, elinde varsa, tamamlamaktan zevk alırdı. Bizim evin önüne ekmemiz için kaç kere meyve fidanı vermişti. Bir elma, bir kaysı fidanı ondan yadigâr kaldı. Köyde ve Manavgat’taki evin önünde baygın kokularla açan mis zambaklarının soğanlarını o hediye etmişti. En önemlisi her sene küçük şişelerde hazırladığı kekik yağı ve defne yağı şişelerine aboneydik. Kendisi oldukça tutumlu olmasına karşın hediye vermesini severdi. İhtiyacı olunca da :

“Hanife, yarın bizde ekmek yapılacak geliver dayısı.” demekten de çekinmezdi.

Evin önü sadece sebze ve meyve bahçesi değildi. Üzüm sıkma, pekmez kaynatma atölyesi, Kekik yağı arıtma laboratuarıydı aynı zamanda. Serkenin üzümlerini çoğunlukla orada sıkardık. Herkes kendi odununu getirir, pekmezini de orada kaynatırdı. Son iki-üç yaz mevsiminde pekmez tavalarını yerleştirme ve çamurla sıvama işleri bana havale edilmişti. Bu üzüm sıkma işlerini genelde yeğenleri Ayşe, Ümmü, Hanife, kızı Ümmü ile komşusu Ismahan beraber yaparlardı. Pekmezler kaynatılıp olgunlaşınca Tevfik Dayı’nın evinin altındaki depoya konur, oradan gerekli yerlere dağıtım yapılırdı.

Pekmez sıkarken cıbanın sebze ekilmemiş yerlerindeki kekik kökleri göze batardı. Ne çok kekik vardı cıbada. Sanırsam o kekiklerin bir kısmı başka yerlerden köklenip getirilmiş ve oralara ekilmişti. Kekikler olgunlaşınca biçilir, köyün başka yerlerinden gelen kekikler de satın alınır ve bu cıbada kekik yağı çıkarma “imbiği” kurulurdu. Kekik Yağı çıkarma işinde son senelerde damadı Mahmut yardımcı olmuştu. Çıkarılan kekik yağının bir kısmı yakınlara hediye olarak dağıtılır, bir kısmı da sonradan hediye vermek üzere depolanırdı.

Tevfik Dayı son senelerde o işten para filan kazanmıyordu ama önceden çok ekmeğini yediği için olsa gerek o işi bırakmamıştı. Kekikle, nergisle, defneyle haşır neşir olması onu doğa dostu, çevreci biri haline getirmişti. Çevre sorunlarıyla ilgilenen Hayrettin Karaca ile çekilmiş fotoğrafı vardı

Tevfik Dayının yaptığı iş sadece kekik sıkmak değildi. Önceleri, nergis (kardelen), defne alım satımı, un, hayvan yemi, peynir alım satımı, çimento alım satımı, bakkallık gibi işler de yapmıştı.

Önceleri radyosunu, sonraları televizyonu devamlı izlerdi 3 pilli Japon malı Sanyo marka radyosunu arada bir bana temizletir, ayarlatırdı. Toplum içine çıkmayı sever, toplum ve köy meseleleriyle ilgilenirdi. Yaylaya gitmediği halde köyün yayla sorunuyla kendi işiymiş gibi ilgilenir, gelişmeleri takip ederdi. Köy ve yurt meselelerinde çoğu okumuşlarımıza ve gençlerimize taş çıkartacak kadar çağdaş düşünceleri ve yorumları vardı. 

Böylesine çok yönlü, toplum adamı, çalışmayı seven bir insan toplumumuzda az bulunur. Tevfik Dayı denilince aklımıza hep iyilikleri geliyor. Onu hayırla anıyoruz. Nur içinde yatsın

05.05.2010 – Manavgat 

 

Yorumlar